www.gizlicennetler.com Türkiye'nin Gizli Cennetleri
 
  Gizlicennetler Site Hakkında Ziyaretçi Defteri İletişim  
Nasıl Gidilir? Nerede Kalınır? Ne Yenir? Alışveriş İlginç Yerler Telefonlar
 
Şanlıurfa
 
 


Urfa’nın geçmişi 11 bin yıl öncesine kadar uzanıyor. Tarihte önemi çok büyük. Çünkü kültür ve medeniyetin dünyaya yayıldığı yer olarak biliniyor.

Urfa’nın en büyük özelliği ise, Kentin "Peygamberler Şehri" olarak tanınması. Bunun en büyük önemi ise kentin, inanç turizm yönünden çok önemli bir potansiyelinin olması.  Çünkü Musevi, Hıristiyan ve Müslümanlar tarafından tanınan Hz. İbrahim (A.S)'ın Urfa'da doğup yaşadığına inanılmış olması, bu kentin her üç dine mensup topluluklarca kutsal olarak tanınmasının en büyük nedeni.

Zaten günümüzde Urfa’ya ilk adım attığınızda  Hz. İbrahim (A.S)'ın doğduğu mağara, ateşe atıldığında düştüğü yerde oluşan Halil-ür Rahman ve Aynzeliha Gölleri ile çevrelerindeki kutsal mekanlar, ilk dolaşacağınız yerlerin başında geliyor.

Gerçekten de, Hz. İbrahim’in doğduğu, Yakup, Eyyup, Yusuf, Lut, Elyasa, Şuayp ve Musa peygamberlerin yaşadığı kent olarak çok büyük öneme sahip. Hıristiyanlık devlet dini olarak dünyada ilk kez burada kabul edilmiş.

Buraları her yıl binlerce yerli ve yabancı turist tarafından ziyaret ediliyor. Karayolu ile hac yapıldığı zamanda Türkiye’den çıkmadan önce hacı adaylarının uğradığı son duraklardan birisi de burasıydı aynı zamanda.

Urfa’da görülebilecek gezilebilecek ana yerler hep Balıklıgöl civarında yer alıyor dersek yanılmış olmayız. Urfa’nın kendine özgü evleri, daracık sokakları, bunların arasında yer alan tarihi binaları, camileri, kiliseden camiye çevrilen birbirinden ilginç dini yapıları hep ama hep buralarda birkaç adım mesafede yer alıyor. Zaten Urfa merkezini keşfetmenin, tadını çıkarmanın en iyi yolu, yürüyerek buraları gezmek.

BALIKLI GÖL SÖYLENCESİ NEDİR?

İbrahim Peygamber, devrin zalim hükümdarı Nemrut ve halkının taptığı putlarla mücadele etmeye, onları kırıp parçalamaya ve tek tanrı fikrini savunmaya başlayınca, Nemrut tarafından bugünkü kalenin bulunduğu tepeden ateşe atılır. Bu sırada Allah tarafından ateşe "Ey ateş, İbrahim'e karşı serin ve selamet ol" emri verilir. Bu emir üzerine, ateş suya odunlar da balığa dönüşür. Hz. İbrahim bir gül bahçesinin içersine sağ olarak düşer. Hz. İbrahim'in düştüğü yer Halil-ür Rahman gölüdür.

Rivayete göre Nemrut'un kızı Zeliha da İbrahim'e inandığından kendisini onun peşinden ateşe atar. Zeliha'nın düştüğü yerde de Aynzeliha Gölü oluşmuştur. Her iki göldeki balıklar halk tarafından kutsal kabul edilerek yenilmemekte ve korunmaktadır.


BALIKLIGÖL.

Urfa’nın kalbinde yer alan Balıklıgöl, gerçekten görülmesi gereken yerlerin başında geliyor. Ne de olsa Urfa ile adı yan yana yazılan bu yer hakkında hemen herkes bir bilgiye sahip. Balıklıgöl’ün hemen yanında Halil ül rahman Camisi ve Döşeme Camisi yer alıyor.

 

Halil ül rahman cami döşeme camİ...

 

Halil-ür Rahman Gölü'nün güneybatı köşesinde yer alan bu  Cami medrese, mezarlık ve Hz. İbrahim’in ateşe atıldığında düştüğü makamdan oluşan bir yer. Cami Bizans dönemine ait Meryem Ana Kilisesi üzerine 1211 yılında yapılmış. Medresenin içinde merdivenle çıkılan revaklı medrese Osmanlı döneminde Rakka Valisi Mehmet Paşa tarafından 1771 tarihinde yapılmış. Cami ve medrese 1995 yılında valilik tarafından restore edilmiş.Bir görüşe göre de şehirdeki en eski camilerdendir. Halife Me'mun zamanında Hz. İbrahim Makamı'na inşa edilmiştir.

AYNZELİHA VE HALİL-ÜR RAHMAN GÖLLERİ
Urfa şehir merkezinin güneybatısında yer alan ve İbrahim Peygamberin ateşe atıldığında düştüğü yer olarak bilinen bu iki göl, kutsal balıkları ve çevrelerindeki tarihi eserler ile Urfa'nın en çok ziyaretçi çeken yerleridir.

Halil-ür Rahman Gölü'nün kuzey kenarındaki Rızvaniye Camii ile güneybatı köşesindeki Halil-ür Rahman Camii ve Medresesi göle ayrı bir güzellik vermektedir.

 

Gölün etrafı panayır yeri gibi. En güzel taragı göl içinde yüzen, Hz. İbrahim ateşe atıldığı sırada gölde bulunan kömürlerin bir anda balığa dönüştüğü söylencesiyle kutsal olduğuna inanılan balıklar.

Yakın zamana kadar hemen herkesin yanında getirdiği ekmeklerle beslediği balıklar birer birer ölünce, şimdi bu tür beslenme yasaklanmış. Onun yerine satılan yemlerle beslenmeye izin veriliyor. Balıklar da bu beslenmeden ötürü zaten kocaman olmuş havuzun içinde yüzüyor.

Göl etrafında dolaşırken yanınıza yaklaşan çocuklar, size rehberlik yapmak istiyorlar. Eğer vaktiniz varsa bu teklifi kabul edin. Çünkü yakalarında kartlar olan bu çocuklar aslında sokak çocuklar. Valiliğin giriştiği kampanya sonucu çocuklar topluma kazandırılmak amacıyla, böle bir projede yer almışlar. Hemen hepsi medenice yaklaşıp size teklifte bulunuyor. Kabul etmezseniz de yanınızdan uzaklaşıyor.

İBRAHİM PEYGAMBER'İN DOĞDUĞU MAĞARA VE MEVLİD-İ HALİL CAMİİ

İbrahim Peygamber'in doğduğu mağara, Halil-ür Rahman ve Aynzeliha göllerinin 100 metre doğusunda yer almaktadır. Mevlid-i Halil Camii avlusu içersine alınmıştır. Hz. İbrahim bu mağarada yedi yaşına kadar kalmıştır. Mağaranın içersinde bulunan şifalı suyun bir çok hastalığı iyileştirdiğine inanılmaktadır.

Bu mağaranın yanına Osmanlı Dönemi'nde Hz. İbrahim'in hatırasına Mevlid-i Halil adı verilen küçük bir cami yapılmıştır. İbrahim Peygamber'in makamını ziyaret etmeye gelen binlerce kişiye bu cami küçük gelmeye başlamış ve bunun yanına 1986 yılında çifte minareli büyük bir cami inşa edilmiştir.

Göl gezinizi bitirdikten sonra ise, göl ve camiyi arkanıza alıp iki tane mermer direğin bulunduğu tepeye doğru yürümenizi tavsiye ederiz. Çünkü bir müddet sonra karşınıza basamaklar çıkıyor. Tepenin en üst noktasına kadar yürüyerek çıktığınızda, Hz.İbrahim’in biraz önce gördüğünüz bu iki mermer direğe gerilen mancınıkla, şimdi içinde balıkların yüzdüğü göle atıldığını öğreniyorsunuz.

 

Çıktığınız bu noktanın en iyi tarafı ise, tarihi Urfa kentini çok güzel bir şekilde görme imkanınızın bulunması.

URFA KALESİ VE ŞEHİR SURLARI :

Çeşitli kaynaklarda yer alan bilgilere göre, Urfa kalesi ve şehir surları, kentin güneybatı kesiminde, Halil-ür Rahman ve Ayn-ı Zeliha göllerinin güneyindeki Damlacık Dağı üzerindedir. Doğu, batı ve güney tarafı kayadan oyma derin savunma hendeği ile çevrili, kuzey tarafı ise sarp kayalıktır.

814 yılında (Abbasiler Dönemi) şehir sularının yeniden inşa edilmesi sırasında kalenin de Seleukoslar dönemine ait eski kalıntılar üzerine yeniden inşa edildiği kuvvetle muhtemeldir. Güneydeki kayadan oyma hendeğin M.S. III. yüzyıla ait kaya mezarlarının üzerine yapıldığı kesilmiş kaya mezarlarından anlaşılmaktadır.

Kale üzerindeki Korinth başlıklı iki sütunun arası 14 m. olup yükseklikleri 17.25 ve çapları 4.60 metredir. Doğudaki sütunun kente bakan yüzünün 3 metre yukarısında Estrangela türündeki Süryanice kitabede: "Ben askeri ko[mutan] BARŞ[AMAŞ] (iGüneşin Oğlu)'ın oğlu AFTUHA. Bu sütunu ve üzerindeki heykeli başbakan MA'NU kızı, [kral MA'NU] eşi, hanımefendim ve [velinimetim] kraliçe ŞALMETH için yaptım." yazılıdır. Kitabede adı geçen Edessa kralı Iİ. MA'NU (240-242)'dur. Saltanat tarihleri dikkate alınırsa, bu sütunların 814 yılındaki surlar ve kalenin esas inşa tarihinden önce buraya birer anıt sütun olarak dikildikleri ortaya çıkar.


URFA ÇARŞILARI...

Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde Urfa çarşılarından "...Çarşısı dört yüz dükkandır. Her türlü değerli eşya bulunur. Saraçhanesi İbrahim Halil Irmağı kıyısındadır. Onun için Bağdat Serdabı gibi soğuk su ile sulanmış ana yolun iki tarafı mamur ve güzel, mevsiminde türlü çiçeklerle süslü olup geçenlerin içini açar. Oralarda bütün bilgi sahiplerinin toplandığı, dinlendiği yerler vardır." cümleleriyle bahsetmektedir.

Evliya Çelebi Urfa'daki Bedestenlerden de şu şekilde söz eder: "... İki bedesteni vardır. Biri eski usul kargir kubbeli yapı olup uzunlamasına yapılmıştır. Üç tane demir kapısı vardır. Bütün kıymetli mücevherler bulunur."

TARİHİ ÇARŞI

Balıklıgöl’e bu kez arkanızı verip yavaş yavaş yeni düzenlenen alanlardan yürüyünce, karşınıza Urfa’nın tarihi çarşısının giriş kesimleri çıkıyor. Buradan içeriye girmeye başladığınız andan itibaren ise, sizi büyülü bir dünya bekliyor.

GÜMRÜK HAN

Osmanlı’lar döneminden kalma iş hanları ve çarşılardan oluşan eski ticaret merkezi Urfa Çarşısı, günümüzde de aynı işleve sahip. Her bir sokağında farklı esnafların bulunduğu, hemen hepsinin gelen müşterileri coşkuyla karşıladığı, geleneksel dokunun hala korunduğu bu kimi kapalı hanlar içinde, kimi sokaklarda yer alan çarşıda alışveriş yapmak da inanılmaz keyifli.

 

İşte bunlar arasında yer alan Gümrük Han, koskoca bir avlu etrafından yer alan dükkanları ve asıl asırlık ağaçlarının gölgesinde oturma imkanı bulunan çay bahçesiyle kendine özgü bir mekan.

 

Geçmişi 1562 yılına kadar uzanıyor buranın Burada Urfa’ya özgü, üzeri deri şeritli ya da rahle şeklindeki tahta taburelerde oturan yöresel giysili insanları izlemek ayrı bir keyif.

 

Buranın en büyük özelliği ise, sabah 07.30’da peynir, zeytin, domates ve dumanı tüten lavaş ekmeğiyle yapabileceğiniz sabah kahvaltısı.Gümrük Han’da bir yandan günlük yaşantı sürerken bir yandan da restore çalışmaları sürüyor.


KAZZAZ (BEDESTEN) ÇARŞISI...

Bedesten Çarşısı’nda özellikle kadın gezginlerin aklını çelebilecek yüzlerce ürün yer alıyor. Bunlar arasında neler yok ki! Dünyanın hemen her yerinden getirilen ipek şallar, giysiler, örtüler, sofra örtüleri. Rengarenk yöresele dokumalar, kumaşlar, yan yana dizili.

 

Hele bunlar arasında birisi var ki, mutlaka gidilmeli. Bedesten Çarşısı’nın girişinde yer alan Mir Ticaret’te Murat Taşkın, genç yaşına rağmen, işindeki ustalığıyla gelen her müşterinin elini boş çevirmiyor.

 

Murat Taşkın,  “Burası ailemizin yeri. Hep beraber çalışıyoruz. Bir babadan üç anadan  36 kardeş bir aradayız. Sattığımız ürünlerin hepsi dışarıdan. İran, Pakistan, Hindistan, Dubai gibi yerlerden hemen her yerden ürün var. Şam’dan masa örtüsü ve  yöresel kıyafetler, Urfa’ya özgü modeller, Orta doğu Şal eşarp, Urfa dokuması masa örtüsü kıyafetler. Daha önce burada dokunuyordu. Şimdi dışarıda dokunuyor.”

 

Murat Taşkın, Urfa’da hemen her erkeğin geleneksel giysilerinin yanında bir başlarına eflatun ile kor arası renklerde eşarp bağlamasının nedenini ise şöyle anlatıyor.

 

“Erkek ve beyazlar mor gibi bir renk kullanılıyor. 10-15 yıldır moda oldu. Burada çok tutuldu. Kadın erkek aynı renk kullanıyor. Ancak erkek desenleri daha sade.Özel bağlama şekli var.”

 

Hemen herkese bir şeyler satıyor. Kadın müşterilerine hemen yöresel kumaşlarla başlıklar sarıyor. İlgilendikleri ürünlerin özelliklerini anlatıyor. Yani kısacası yok yok. Şalların, atkıların hem renkleri hem desenleri gelenlerin dikkatini mutlaka çekiyor. Ve buradan alışveriş yapmadan ayrılamıyorsunuz.

Mir Ticaret, Bedesten Çarşısı, No>. 15 Tel; 0414 216 68 26.


SELAHATTİN EYYUBİ CAMİSİ (VAFTİZCİ YAHYA KİLİSESİ)

Balıklıgöl’ün üst kısmında yer alan, Devlet Konukevi’nin de bulunduğu cadde üzerinde yer alan cami, 457 yıllarında Piskopos Nona’nın yaptırdığı, 32 mermer sütunuyla göz kamaştıran bir yapı. Kilise olarak yapılan bina, 18 yüzyıl başlarında camiye dönüştürülmüş. Gerçekten de kiliselere özgü o ilginç yapısıyla ama cami olarak düzenlenen yeni haliyle görülmeye değer bir özelliği var.

 
Alışveriş Telefonlar

1998-2017 www.gizlicennetler.com sitesinde yer alan sayfaların her türlü yayın hakkı Eyüp Coşkun'a aittir.
Site sahibinin izni olmadan, kesinlikle kullanılamaz, başka yerde yayınlanamaz.
Siteyle ilgili her türlü sorunuz için, burayı tıklayınız.
Tasarım ve Uygulama YSM Bilgisayar

Son Güncelleme : 06.12.2016

/